Bu sayfada yeralan verilerin tamamı özgün içeriktir. Antrakt Sinema’dan izin almadan tamamı ya da parçası kopyalanamaz, kullanılamaz.

 

Aslında gerçek kişilerle bir alakaları vardı!

Hakan Sonok Yazıları

Nüfuzlu ve servet sahibi gazeteci, televizyoncu bayan Anne Sinclair, yapımcı Vincent Maraval ile film yapım şirketi Wild Bunch’a savaş açınca “Welcome to New York”u Fransa sinemalarına dağıtabilecek bir film şirketi bulunamadı; filmi izlemek isteyenler yedi Avro ödeyerek internet aracılığıyla bunu yapabilecek!

Anne Sinclair mahremiyetinin (özel hayatının) en azından Fransa’da beyazperdelere yansımasına engel olmuş, kendince bir zafer kazanmış görünüyor.

Anne Sinclair’in 1991-2013 arasında evli olduğu Uluslararası  Para Fonu (IMF: International Monetary Fund) eski Başkanı ve Fransız eski Bakan Dominique Straus Kahn’ın içgüdülerini kontrol edemeyerek Mayıs 2011’de New York, Manhattan’daki  Sofitel Oteli’ndeki odasında kadın temizlik görevlisi Nafissatou Diallo’ya cinsel saldırı düzenlediği iddiasıyla tutuklanmasıyla patlak veren skandal  “Welcome to New York”a konu edilmişti.

Bu olay,  François Hollande’ın  2012’de Fransa Cumhurbaşkanı seçilmesinin yolunu açmıştı; çünkü Dominique Straus Kahn bu saldırı iddialarından  dolayı New York’ta tutuklandığı günlerde Fransız Sosyalist Parti’den Cumhurbaşkanı adaylığını ilan etmek üzereydi ve Fransız Sosyalist Parti’nin en gözde Cumhurbaşkanı aday adayıydı…Skandal, Kahn’ı eledi ve sahne François Hollande’a kaldı.

New York’ta patlak veren skandal  yönetmen Abel Ferrara’nın “Welcome to New York” filmine konu oldu.

Bu cinsel saldırı olayı Dominique Straus Kahn’a, hem Uluslararası  Para Fonu Başkanlığını, hem de Fransa Cumhurbaşkanı adaylığını kaybettirdi.

Dominique Straus Kahn hakkındaki ABD’deki tutuklama kararı temizlik görevlisinin bol parayla ikna edilmesi ve suçlamalarını geri çekmesiyle kaldırılmıştı.

“Welcome to New York”da Dominique Straus Kahn rolünde olan Gerard Depardieu Cannes festivalinde ödül kazandığı “Cyrano de Bergerac”daki rolüyle OSCAR ödülü adaylığına ulaştı; “Green Card-Yeşil Kart”la Altın Küre sahibi oldu…Depardieu “Police”le Venedik festivalinde, “Son Metro” ve “Cyrano de Bergerac”la Fransız OSCAR’ı Cesar’larda ödüllendirildi.

Anne Sinclair’in söyleşi yaptığı ünlüler arasında  François Mitterand, Nicolas Sarkozy, Bill - Hillary Clinton, Mikhail Gorbaçev, Şimon Peres, Helmut Kohl, Gerhard Schröder, Prens Charles, Madonna, Sharon Stone, Paul McCartney, Woody Allen, George Soros, Alain Delon, Yves Montand ve Simone Signoret de bulunuyor.

 “Welcome to New York”un yönetmeni Abel Ferrara’nın “Body Snatchers” adlı filmi 1993 Cannes festivalinde büyük ödül Altın Palmiye için yarışmıştı…

Yönetmen Abel Ferrara’nın “Dangerous Game”, “The Funeral”, “New Rose Hotel”, “Mary”, “4:44 Last Day on Earth” adlı filmleri Venedik festivalinde büyük ödül Altın Aslan, “Body Snatchers” adlı filmi Cannes festivalinde büyük ödül Altın Palmiye , “The Addiction” adlı filmiyse Berlin festivalinde büyük ödül Altın Ayı adaylığı elde etmişti.

*** ***

“Suçlular Aramızda” (1964)
“Ortada değerli olduğu zannedilerek çalınmış aslında hiçbir değeri olmayan sahte bir gerdanlık vardır; Halil (Tamer Yiğit) ve Yusuf ’un (Hakkı Haktan) çaldığı gerdanlık patronların patronu Halis Beyin (Atıf Kaptan) biricik gelini Demet’e (Belgin Doruk) paha biçilmez değeri olduğunu (yalan) söyleyerek verdiği hediyesidir…

Halis Beyin oğlu Mümtaz (Ekrem Bora) hırsızlara ulaşarak gerdanlığı para ödeyerek geri alma teklifinde bulunur. Mümtaz vaad ettiği parayı ödemez, Yusuf’u öldürerek gerdanlığı geri alır ve onu metresi Nükhet’e (Leyla Sayar’a) hediye eder; bu arada Nükhet Mümtaz’la yetinmez kendisine zenci bir yatak arkadaşı ayarlar. Libidosu tavana vurmuş Mümtaz karısını ve  metresini sekreteriyle aldatmaktan geri kalmaz. Büyük Patron’un oğlu Mümtaz toplantı salonundaki yönetim kurulu üyelerini kovarak sekreterini (Gülben Alpkaya) toplantı masasının üzerine çıkartır ve onun eteklerini kaldırarak jartiyerli bacaklarını öper. Halil’den kocasının yaptıklarının bir kısmını öğrenen Demet boşanmaya niyetlidir.Mümtaz boşanmaya kararlı eşinden kendisine  bir süre daha katlanmasını ister; ancak ağzını sıkı tutamayan Nükhet düzenlenen bir balo gecesinde Mümtaz’ın tüm sırlarını herkese açıklar.”

“Suçlular Aramızda” da senaryo yazarı ve yönetmen Metin Erksan Türkiye’deki para babalarını tümüyle yozlaşmış insanlar olarak sergiler…

*** ***

“The Godfather” (1969)
Şarkıcı-oyuncu Frank Sinatra (1915-98) Mario Puzo tarafından yazılan “The Godfather-Baba” (1969) romanındaki şarkıcı-oyuncu Johnny Fontane karakterinin  kendisinin mafya babalarıyla enseye tokat ilişkilerini sergilemek için yaratıldığından dolayı çok kızgındı.

“İmparator” (1974)
Erol Toy’un “İmparator” adlı romanı 1974’te yayınlandığında işadamı Vehbi Koç bu eseri kendisine yöneltilmiş bir saldırı olarak algılamıştı…

Usta yönetmen ve senaryo yazarı Ertem Eğilmez bu satırların yazarına Erol Toy’un romanını sinemaya uyarlamanın en büyük hayali olduğunu söylemişti…

“Captains and the Kings-Kaptanlar ve Krallar” (1976)
540 dakika uzunluğundaki mini dizi “Captains and the Kings-Kaptanlar ve Krallar”ın aslında Kennedy ailesinin nasıl servet sahibi olduklarını ve suçlarını sergilediği söylentileri vardır…Ancak Kennedy ailesiyle yasal sorunlar yaşamamak için dizide Kennedy’ler Armagh’lar olarak anılmıştır…

“Kaptanlar ve Krallar”, “Büyük servetlerin büyük suçlar işlenerek edinildiğini” söyleyen Fransız yazar Honore de Balzac’ın sözünü temel almış gibidir.

“The Greek Tycoon”(1978)
“The Greek Tycoon”(1978) filminde Yunan milyarder Aristotle Onassis (1906-75) rolünde iki OSCAR ödüllü Anthony Quinn, suikast sonucu öldürülen Başkan Kennedy (1917-63) rolünde James Franciscus, Kennedy öldürülünce dul kalan ve Onassis’le evlenen Jacqueline Kennedy rolünde (1929-1994) Jacqueline Bisset vardır…Bu filmde yasal sorunları aşmak için Onassis’ten Theo Tomasis, Jackie Kennedy’den Liz Cassidy, Başkan John Kennedy’den James Cassidy olarak söz edilir.

“Scandal” (1989)
1960-1963 arasındaki İngiliz Savunma Bakanı John Profumo’nun (1915-2006) erkeklerle para karşılığında cinsel ilişkiler kuran Christine Keeler adlı kadınla eşini aldattığının ortaya çıkması ve Keeler’ın müşterileri arasında Sovyetler Birliği Büyükelçiliği görevlisinin de bulunması siyasetçinin kariyerini sonlandırmıştı…Bu olay 26 yıl sonra beyazperdeye uyarlandı.

“Diana” (2013)
Parkinson hastalığından muzdarip, savaşı kazanmak için her türlü barbarlığı yapmış ordusu yenik düşmüş, Rusların eline geçmemek için her şeyi yapmaya hazır Adolf Hitler’in son günlerini ölümsüz bir filme (“Çöküş-Der Untergang”) dönüştüren Oliver Hirschbiegel imzalı Diana’daysa Paris’te paparazzilerden kaçarken trafik kazasına mı, suikaste mi kurban gittiği hala tartışılan Prenses Diana’yı (1961-97) Naomi Watts  canlandırmıştı.

Diana, 6 Şubat 1952’den bugüne ( 62 yılı aşkın bir süredir) İngiltere Kraliçesi ünvanına sahip olan 2. Elizabeth’in 1981-1996 yılları arasında geliniydi.1996’da Prens Charles’tan boşandı. Prens Charles’la evliliğinden  (William;1982) ve (Harry; 1984) iki oğlu dünyaya geldi.

Diana’nın küçük oğlu Harry’nin babasının Prens Charles değil de Prensesin sevgililerinden James Hewitt olduğu iddiası da uzun yıllardır medyayı meşgul ediyor.

Helen Mirren’a Oscar kazandıran “The Queen-Kraliçe”(2006) Prenses Diana’nın ölümünden hemen sonra yaşananları konu alıyordu…“Diana” filmindeyse kocasınca her fırsatta aldatılan bir kadının kocasına verdiği karşılıklar ve yaşadığı aşk ilişkileri konu edilmişti.

Diana’nın sevgilileri arasında Pakistan asıllı kalp cerrahı Hasnat Khan’da vardı ve bu ilişki iki yıl kadar sürdü.

”Diana”da Hasnat Khan rolünde “Lost” dizisinin yıldızı Naveen Andrews, ilk başarılı kalp naklini gerçekleştiren kalp cerrahı Güney Afrikalı Christiaan Barnard rolündeyse Michael Byrne vardı.

Diana’nın yakınlarına söylediğine göre 1987’de motorsiklet kazasında ölen sevgilisi Barry Mannakee bir suikaste kurban gitmişti.

Prenses Diana’nın son sevgilisi ölümü beraber karşıladığı Dodi Al- Fayed oldu…Dodi, Ünlü Harrods Mağazaları’nı 1985’te satın alan, 2010’da da Katarlılara satan, Mısırlı işadamı Muhammed Al-Fayed’in oğluydu. Muhammed Al-Fayed oğlunun ve Diana’nın öldüğü 1997’deki olayın kaza olmadığını, Kraliyet Ailesinin düzenlettiği bir suikast iddiası olduğunu dile getirdi, getirmeye devam ediyor…Muhammed Al-Fayed’in girişimleri sonucunda yaklaşık 17 yıldır Diana’nın Paris’te paparazzilerden kaçarken trafik kazasına mı, suikaste mi kurban gittiği hala tartışılıyor ve komplo teorilerine (kanıtlanamayan çeşitli iddialara) göre Diana öldüğünde karnında Mısırlı işadamı Dodi Al- Fayed’in bebeğini taşıyordu ve yine aynı iddialara göre bu bebeğin cesedi İngiliz ajanlarınca (gerçek James Bond’lar tarafından) Diana’nın karnından hamilelikten hiçbir iz bırakmayacak şekilde çıkarılarak kaçırıldı.

“Diana” filminde Cas Anvar Dodi Al-Fayed rolündeydi.

Diana’nın kocasını aldattığı erkekler arasında James Hewitt, James Gilbey, Will Carling gibi isimler de vardı.

”The Fifth Estate-Wikileaks: Beşinci Kuvvet” (2013)
Julian Assange ve Wikileaks’in ”The Fifth Estate-Wikileaks: Beşinci Kuvvet” (2013) adlı filmin aleyhine yürüttüğü kampanya başarıya ulaşmış ve film gösterildiği ülkelerde büyük bir gişe faciası yaşamıştı.28 milyon dolar yapım bütçesine sahip “Beşinci Kuvvet”in dünya hasılatı sekizbuçuk milyon dolarda kalmıştı.

The Run of His Life: The People v. O.J. Simpson” (2014) 
“Ed Wood” (1994) , “The People vs. Larry Flynt-Larry Flynt Skandalın İsmi” (1996), “Man on the Moon-Ay’daki Adam”(1999), “1408” (2007)  ve “Big Eyes” (2014) gibi filmlerle tanınan senaryo yazarları ikilisi Scott Alexander ile Larry Karaszewski, karısı Nicole Brown Simpson ile onun arkadaşı Ronald Goldman’ı 1994’te öldürmekle suçlanan ve çıkarıldığı mahkemede beraat eden Amerikan futbolcusu, film yıldızı O.J. Simpson’ın baş karakteri olduğu 1997 tarihli kitabı televizyon için uyarladı ve ortaya “The Run of His Life: The People v. O.J. Simpson” çıktı...

“Grace of Monaco” (2014) 
“La vie en rose-Kaldırım Serçesi” adlı filmi makyaj ve en iyi kadın oyuncu (Marion Cotillard) OSCAR’larını kazanan, kostüm dalında da OSCAR ödülüne aday olan yönetmen Olivier Dahan’ın yeni filmi sadece Grace Kelly’nin yakınlarını ve minik ancak zengin Monaco Prensliği’ni karşısına almadı; yönetmen filmi üzerinde tam kontrol (son kurguyu kendisi yapmak istiyor) elde edebilmek için büyük bir savaş içerisine girdi.Sonuç şu anda ne yazık ki belli değil.

Grace Kelly’nin yakınları senaryo aşamasında bilgi, belge, döküman akışı sağladıkları filmde tarihi gerçeklerin tümüyle çarpıtıldığı ve fazlasıyla hayal gücüne başvurulduğu iddiasıyla filmi protesto (boykot) ederek 14 Mayıs 2014  gecesi Cannes’daki galaya katılmadı.

“Thank You, Daddy” (?)
Bu arada, İtalya eski Başbakanı Silvio Berlusconi’nin Milano’daki evinde düzenlediği “Bunga Bunga” adı verilen seks partileri ve bu partilerde çocuk yaşta kızlarla girdiği ilişkiler İtalyanın soft porno yönetmeni Tinto Brass’ın “Thank You, Daddy” adlı filmine konu olacak.

Ana Sayfa | Film Arşivi | Gelecek Program | Haberler | Gişe Raporu | Köşe Yazıları
© Antrakt Sinema Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır