Bu sayfada yeralan verilerin tamamı özgün içeriktir. Antrakt Sinema’dan izin almadan tamamı ya da parçası kopyalanamaz, kullanılamaz.

 

Hakan Sonok’un not defterinden 8...

Hakan Sonok Yazıları

OSCAR’lı oyuncu Vanessa Redgrave’e Ermenistan halkı neler anlatmıştı?
Altı kez OSCAR ödülüne aday gösterilen ve “Julia”yla (1977) OSCAR kazanan Vanessa Redgrave, Türkiye’de İletişim Yayınevi tarafından Püren Özgören’in çevirisiyle 1994’te basılan “Vanessa Redgrave: An Autobiography –Bir Yaşam Öyküsü” (yurt dışı baskısı: 1991) adlı kitabının 338 ve 339. sayfalarında Ermenistan ziyareti izlenimlerini şöyle özetler:

“Karşılaştığı insanlar kendisine Ağrı Dağı’nın bir zamanlar Ermenilere ait olduğunu söylerler; kendisine anlatılanlara göre vizesi olmayan hiçbir Ermeni artık dağa yaklaşamamaktadır ; yirminci yüzyılın ilk çeyreğinde sınırlarını genişleten işgalci Türkler Ermenistan’ın büyük bölümünü Doğu Anadolu topraklarına katmıştır.”

Vanessa Redgrave bu Erivan ziyaretinde Yüce Ağrı Dağı’nı seyredebilmek için havalimanından oteline giderken otomobilin sürücüsünden aracı bir süre durdurmasını/ kenara çekmesini ister…Redgrave, Ermenistan’ın şiir geleneğinin son temsilcilerinden büyük ozan, “Ağrı” adlı şiirin yazarı, Gevorg / Kevork Emin ile (1918-1998) tanışmayı da ihmal etmez…

 “President Calvin Coolidge and the Armenian Orphan Rug” adlı kitap çok satanlar arasında yer alıyor ve giderek daha çok satıyor
Anadolu’daki 1915 olayları sırasında yetim kalan Ermeni kız çocukları Ermeni sürgününde/kıyımında  hayatta kalanlara ABD’nin yapmış olduğu yardımlardan dolayı 1925’te dönemin ABD Başkanı Calvin Coolidge’e (1872-1933 arasında yaşadı; 1923 ile 1929 arasında 30. ABD Başkanıydı)  sığındıkları Lübnan’daki yetimhanede dokudukları kilimi hediye olarak yollamışlardı. Beşbuçuka üçbuçuk metre ebatlarındaki kilim dört milyon 404 bin 206 düğümden oluşuyordu ve kilimi dokuyanların tam 10 ayını almıştı… Bu kilimin hikayesi Hagop Martin Deranian’ın yazdığı “President Calvin Coolidge and the Armenian Orphan Rug” adlı kitabına da konu olmuştu…

“Mayrig-Mother-Anne” (1992) ve “The Cut” (2014)
Fatih Akın’ın “The Cut”ı (2014) gibi Anadolu’daki Ermeni kıyımını konu alan “Mayrig-Mother-Anne” (1992; yönetmen: Henri Verneuil/ Ashot Malakian; 1920’de Tekirdağ’da doğdu-2002’de Paris’te vefat etti) Fransa sinemalarında 829 bin 449 seyirci toplamıştı…

Yönetmenin (Verneuil) en ünlü filmlerinden, ”Le clan des Siciliens-The Sicilian Clan-Sicilyalılar Çetesi” (1969) Fransa sinemalarında 4 milyon 821 bin seyirciye ulaşırken, yine aynı yönetmenin “Peur sur la ville-Fear Over the City-Şehrin Üzerinde Korku” (1975) adlı filmini Fransa sinemalarında 3 milyon 948 bin kişi izlemişti.

“Patient”
Şu sıralar finans kaynağı aranan “Patient” adlı film projesindeyse üç bin Ermeni halk şarkısının notasını çıkaran  besteci, müzikolog, koro şefi  Soghomon Soghomonian Komitas / Gomidas Vardapet’in (1869-1935) Nisan-Mayıs 1915’te Anadolu’daki Ermeni sürgünü esnasında tanık olduğu korkunç olaylardan dolayı çevresindeki insanlarla iletişimini tümüyle keserek tamamen içine kapanması konu ediliyor.

(Komitas’ı örnek alan Macar besteci Bela Bartok ile besteci Ahmet Adnan Saygun 1936’da Anadolu’da dolaşarak halk şarkılarını notaya dökecekti)

24 Nisan 1915’te tutuklanan Komitas’ın özgürlüğüne kavuşması için ABD Büyükelçisi Henry Morgenthau (1856-1946 arasında yaşadı; İstanbul’da 1913-1916 arasında büyükelçilik yaptı) girişimde bulununca o dönemde Osmanlı İmparatorluğu’nu yöneten üç paşadan biri olan Talat Paşa (1874-1921) devreye girerek Komitas’ın serbest bırakılmasını sağlamıştı...Komitas yatırıldığı Şişli’deki la paix Hastahanesi’nde şifa bulamayınca 1919’da Paris’teki bir hastahaneye sevk edilmiş ve hiçbir zaman 24 Nisan 1915 Cumartesi günü tutuklanmasından önceki sağlığına kavuşamamıştı...

“Patient” adlı film projesi üzerinde çalışan yapımcı Valery Saharyan 111 yaşına kadar yaşayan büyükannesinin Anadolu’daki Ermeni kıyımından kurtulduğunu ancak ölene kadar 1915’te tanık olduğu korkunç olayları beyninden atmayı başaramadığını söylüyor.

Yüksek profilli iki Edward Snowden filmi yola çıktı
ABD devletine ait bir milyon 700 binden fazla dijital gizli belgeyi çaldıktan sonra, ABD’nin sadece düşmanlarını, rakiplerini değil, müttefiklerini, kendi vatandaşlarını da gece gündüz gizlice dinlediğini/takip ettiğini (telefon dinlemeleri ve internet takipleri yoluyla)  yasadışı elde edilen bu verileri arşivlediğini açıklayan ve bu nedenle ülkesinden kaçmak zorunda kalarak Rusya’ya sığınan ABD’li bilgisayar dahisi, istihbarat teknisyeni / uzmanı Edward Snowden’ı (21 Haziran 1983 doğumlu) konu alan film projelerine her geçen gün yenileri ekleniyor.

Luke Harding tarafından yazılan “The Snowden Files: The Inside Story of the World's Most Wanted Man” adlı kitabı 11 kez OSCAR ödülüne aday olan, “Midnight Express-Geceyarısı Ekspresi” (1978) senaryosuyla,   “Platoon-Müfreze”(1986) ve “Born on the Fourth of July-Doğum Günü Dört Temmuz”daki (1989) yönetmenlikleriyle üç OSCAR ödülü kazanan Oliver Stone beyazperdeye uyarlarken,  Glenn Greenwald tarafından yazılan “No Place to Hide: Edward Snowden, the NSA, and the U.S. Surveillance State” adlı kitabı James Bond filmlerinin yapımcıları olan Michael Wilson ve Barbara Broccoli beyazperdeye taşıyacak…

ABD Başkanı Barack Obama Snowden Olayı’ndan sonra “Diğer ülkeleri dinlemeye devam edeceğiz; çünkü gerçek niyetlerini öğrenmemiz lazım.Bunu gazeteleri, dergileri okuyarak, interneti takip ederek yapamayız,” demişti.

Watergate skandalı ve “Deep Throat-Derin Boğaz / Gırtlak”
Cumhuriyetçi Parti’den ABD Başkanı Richard Nixon’ın Ağustos 1974’te istifasına yol açan Cumhuriyetçi Parti’nin Demokrat Partiyi gizlice dinleme (Watergate) skandalının ortaya çıkarılması sürecinde Washington Post Gazetesinin iki muhabirine bilgi sızdıran FBI ajanı William Mark Felt’in (1913-2008) gerçek kimliği yakın zamana kadar gizlenmiş  ve  Felt uzun yıllar “Deep Throat-Derin Boğaz / Gırtlak” kod adıyla anılmıştı…

Sekiz dalda OSCAR’a aday gösterilen ve dört OSCAR kazanan ”All The President’s Men” (1976) adlı filmde “Deep Throat-Derin Boğaz /Gırtlak”ı  Hal Holbrook, gazeteci Carl Bernstein’ı Dustin Hoffman, gazeteci Bob Woodward’ı Robert Redford, Washington Post Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ben Bradlee’yi Jason Robards canlandırmıştı…

Alan J. Pakula’nın yönettiği “All The President’s Men” sekizbuçuk milyon dolara malolmuş ve sadece Kuzey Amerika sinemalarında 70 milyon dolar hasılat elde etmişti.

Steven Spielberg açgözlülüğünün kurbanı olurken, Woody Allen bu olayı senaryosuna taşımıştı
Charles Ponzi’yi (1882-1949) taklit ederek, “Yatırdığınız paraya yıllık yüzde 20 kazanç sağlayacağım,” vaadiyle para toplayan ve 40 ila 65 milyar dolarlık bir dolandırıcılık zinciri yaratan  Bernie Madoff’a (1938 doğumlu)  paralarını büyük bir açgözlülükle teslim edenler arasında Steven Spielberg (15 kez OSCAR adaylığı ve üç OSCAR) ve Pedro Almodovar da (iki OSCAR adaylığı ve bir OSCAR) vardı…

Bernie Madoff Aralık 2008’de tutuklandı ve Haziran 2009’da 150 yıllık hapis cezasına çaptırıldı…

24 kez OSCAR adaylığı ve dört OSCAR kazanan Woody Allen ise “Blue Jasmine-Mavi Yasemin” adlı senaryosunu yazarken Bernie Madoff olayından esinlenmişti… Martin Scorsese tarafından yönetilen “The Aviator-Göklerin Hakimi”nde dört OSCAR ödüllü oyuncu Katherine Hepburn’ü canlandırarak ilk OSCAR’ını kazanan Cate Blanchett “Mavi Yasemin”deki rolüyle ikinci OSCAR’ını elde edecekti…

Ana Sayfa | Film Arşivi | Gelecek Program | Haberler | Gişe Raporu | Köşe Yazıları
© Antrakt Sinema Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır