Bu sayfada yeralan verilerin tamamı özgün içeriktir. Antrakt Sinema’dan izin almadan tamamı ya da parçası kopyalanamaz, kullanılamaz.

Lokman Kondakçı

 

Metin Erksan 35 yıl yapımcı bulmayı beklemişti!

Hakan Sonok Yazıları

1982 yazından itibaren  Film Market Dergisi’nin fikir babası Hayri Caner (Caner Türkiye’ye kesin dönüş yapmadan önce İngiltere’de İngilizce “Film Market” adında bir dergi de yayınlamıştı) ve derginin finansörleri Erol Ağakay ile Kadri Yurdatap görüşmelerde/söyleşilerde bulunmam için beni sektörün önde gidenlerine /temsilcilerine yollamaya başlamışlardı.

Onat Kutlar
O sıralarda Mecdiyeköy’deki Repro Reklam Ajansı’nda çalışmakta olan Onat Kutlar  fanatik hayranı olduğu siyah beyaz Rus filmi “Hamlet-Gamlet”e (1964; yönetmen: Grigori Kozintsev) bir yerlerde rastlarsam asla kaçırmamı söylemiş / tavsiye etmiş,  bu filmden mutlaka ve mutlaka çok keyif alacağımı  altını çize çize belirtmişti; Onat Kutlar’la görüşmemden kısa bir süre sonra Balmumcu Kışlaönü’ndeki Mimar Sinan Üniversitesi Sinema TV Merkezi’nde bir kopyasını seyretme şansına ulaştığım “Gamlet”i belki de Onat Kutlar’dan bile daha çok sevmeyi başardım!…

Günümüzden tam 450 yıl önce doğan William  Shakespeare’in eserinin bu uyarlamasında “Doktor Jivago” romanının Nobel ödüllü yazarı Boris Pasternak’ın 1941’de İngilizceden Rusçaya yaptığı Shakespeare çevirisi kullanılmıştı; bitmedi gelmiş geçmiş en büyük bestecilerden Dimitri Şoştakoviç “Gamlet”in özgün müziğini bestelemişti; filmde Hamlet rolünde babası İkinci Dünya Savaşı’nda Almanlarca öldürülmüş olan Sovyetler Birliği’nin Marlon Brando’su (süperstarı) Innokenti Smoktunovsky (1925-1994) vardı…”Gamlet” Sovyetler Birliği sinema salonlarında 21 milyondan fazla seyirci toplayacaktı…

Metin Erksan
Tanıştığımda Metin Erksan herkese çok ama çok kırgındı ve çok da kızgındı…Değeri hiç bilinmemişti…Ölmeden mezara konulmuştu…Sabahtan akşama kadar uğradığı haksızlıkları, adaletsizlikleri anlatırdı; anlatmaktan da hiç bıkmazdı…

1964’te ”Susuz Yaz” adlı filmi Berlin Festivali’nde büyük ödül Altın Ayı’yı kazanmıştı;  1982’de Cannes Festivali’nde “Yol”un Altın Palmiye ödülünü  kazanmasına kadar Türk film tarihinin en büyük yurt dışı başarısı Metin Erksan’ın “Susuz Yaz”ına aitti…Ancak Metin Erksan Türk filmciliğine getirdiği bu büyük ödülün meyvelerini hiçbir zaman yiyemediğini söylemekteydi… Yüzlerce, binlerce film projesi vardı, ancak hiçbirine ne yazık ki bir türlü yapımcı bulamıyordu…Metin Erksan, bu konuda çok yetenekli ve çok çılgın Ken Russell’la aynı kaderi paylaştı…

Metin Erksan’ın yönettiği ve senaryosunu yazdığı “İntikam Meleği: Kadın Hamlet” adlı filmi  (baş rolde Fatma Girik vardı) dünyanın A+ film festivallerinden Moskova’da yarışma hakkını elde etmişti…Metin Erksan “Kadın Hamlet”in de meyvelerini yiyememişti…

“Kadın Hamlet” fikri belki Metin Erksan’dan önce bulunmuştu, ancak Erksan bir kez daha bir şahesere imza atmıştı; Tarihteki diğer “Kadın Hamlet”ler arasında Sarah Bernhardt ile Ayla Algan da vardı…

Sinema filmi ”Le duel d'Hamlet-Hamlet, Duel Scene with Laertes”de “Kadın Hamlet”i  efsaneleşmiş oyuncu Sarah Bernardt (film 1900 yılına aittir ;  Sarah Bernhardt ise 1844-1923 arasında yaşamıştı) canlandırmıştır ve İstanbul Şehir Tiyatroları’nda 1962-1965 arasında Muhsin Ertuğrul’un yönetmenliğindeki “Hamlet” oyununda Ayla Algan hem Hamlet, hem Ophelia rollerini üstlenmiştir.

Metin Erksan, bu topraklarda hiçbir başarının cezasız bırakılmadığını söylemekteydi.

1952’de Metin Erksan’ın yönettiği ve ressam Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun senaryosunu yazdığı “Aşık Veysel’in Hayatı/Karanlık Dünya”nın başına çok ama çok kötü şeyler gelmişti…O dönemde Türk film denetimi/sansürü, çekildiği Anadolu yöresini olduğu gibi gösteren bu filmi yasaklamakla kalmadı; kese biçe tanınmaz hale getirdi.Bu eşi,benzeri, örneği ancak Sovyetler Birliği’nde görülen türden bir yasaklamaydı.Filmin suçu, bir Anadolu köyündeki günlük yaşamın çıplak gerçeklikle yansıtılmasıydı.Bölgedeki toprakların bereketsizliği, çoraklığı, verimsizliği,kıraçlığı, çevredeki yeşil yoksunluğu, ekinlerin cılızlığı, halkın yoksulluğu, sefaleti beyazperdeye belgesel gerçekliğiyle yansıtılınca film Türkiye’deki sansür kurulunun gazabına uğradı.Film, Amerikan belgesel filmlerinden alınan/çalınan traktör, gürbüz/ gelişmiş başak, ekin sahneleri eklenerek makyajlı olarak gösterime çıkarılabilecekti.

Metin Erksan, 1960’lı yıllarda da uzun süre işsiz kalmış, ev kirasını ödeyemeyince eşyalarına haciz konmuş ve sokakta kalmıştı.

Film eleştirmeni Atilla Dorsay çok yıllar sonra Metin Erksan’ın “Kuyu” adlı filmi (1968) için “Tek sözcükle bir başyapıt,” diyecekti…

Çok acı bir gerçek:  2012’de vefat eden Metin Erksan en son sinema filmi finansını, “Sensiz Yaşayamam” (1977) adlı filmiyle,  ölümünden tam 35 yıl önce bulabilmişti!

Bilge Olgaç
Çok başarılı filmlere imza atmış ancak ülkemizde değeri hiç bilinmemiş yönetmen ve senaryo yazarı Bilge Olgaç bir keresinde bana sokakta dolaştığı bir sırada seks filmi gösterilmekte olan bir sinema salonundan çıkmakta olan erkeklerin cinsel saldırısından zor kurtulduğunu anlatmıştı…

Trabzon’lu işadamı Mehmet Ali Yılmaz, Bilge Olgaç’ın yönettiği “Kaşık Düşmanı” (1984) filminin yapımcılığını üstlenmişti…Perihan Savaş’ın baş rolünde olduğu “Kaşık Düşmanı” Kırıkkale, Keskin İiçesi, Danacıobası Köyü’ndeki 3 odalı evde Kasım 1980’de  nişan töreni için toplanan 97 kişinin tüpgaz lambalarının patlamasıyla çıkan yangında ölmesini konu almaktaydı…

Ne yazık ki film sektöründen hiçbir zaman yüksek kazançlar elde edemeyen çok yetenekli Bilge Olgaç 1994’in ilk çeyreğinde evindeki sobanın yol açtığı bir yangında hayatını kaybedecekti.

Lokman Kondakçı
Trabzon doğumlu, fındık tüccarı, işadamı Lokman Kondakçı da yapımcı olarak  Türk film tarihine pek çok değerli eserler kazandırmıştı… Bunlar arasında, Engin Ayça’nın “Bez Bebek”i (1987), Bilge Olgaç’ın “İpekçe”si (1987), ikisi de büyük usta Yusuf Kurçenli’ye ait “Merdoğlu Ömer Bey” (1986) ile Sabahattin Ali uyarlaması “Gramofon Avrat” da (1987)  bulunmaktadır…

Bir ara Attila İlhan’ın “Fena Halde Leman” adlı romanını Halit Refiğ’in yöneteceği bir sinema filmine dönüştürmek isteyen Varlık Film’in mali problemlere yenik düşerek varlığını sürdürememesi film sektörümüz için çok büyük bir kayıp olmuştu…

Cengiz Ergun
1989’da Odak Film’in mali bir darboğaza sürüklenmesi de Türk filmciliğinin kara sayfalarından biridir…Odak Film, Türkiye’nin Orion Pictures’ıydı, Miramax’ıydı…Hepsi birbirinden değerli, hepsi birbirinden eli yüzü düzgün filmlere imza atmıştı…Ürettikleri filmleri yurt dışına satmanın yollarını çok aradılar, hatta bu konuda Vecdi Sayar da Odak Film adına çok uğraştı,çok çaba harcadı, ancak ne yazık ki bunun yolunu bir türlü bulamadılar…

Duygu Asena’nın romanının uyarlaması “Kadının Adı Yok” (1987) en çok seyirci toplayan filmleri olmuştu…

Yurt dışında en çok ses getiren filmleri de Yusuf Atılgan’ın romanından Ömer Kavur’un uyarladığı ve Venedik Festivali’nde büyük ödül Altın Aslan için yarışan “Anayurt Oteli”ydi (1987).

Halit Refiğ’in başyapıtlarından “Hanım” da (1988) Odak Film’in imzasını taşır.

Şirket en büyük ticari başarılarını Türk film sektörünün en değerli, en büyük ustalarından Atıf Yılmaz’ın yönettiği “Adı: Vasfiye” (1985), “Aaaahhh Belinda” (1986), “Asiye Nasıl Kurtulur?” (1986), “Değirmen” (1986), “Hayallerim, Aşkım ve Sen” (1987), “Kadının Adı Yok” (1987) ve “Arkadaşım Şeytan” (1988) ile elde eder.

Odak Film’in gişe başarısızlıklarından en belli başlısı Adalet Ağaoğlu uyarlaması “Fikrimin İnce Gülü /Sarı Mersedes” (1987 ; yönetmen: Tunç Okan) olmuştur.

Şerif Gören
Kendisiyle yaptığım söyleşide Şerif Gören haklı olarak “Yol”un Cannes Festivali’ndeki, Los Angeles’taki Altın Küre ödüllerindeki ve Fransa sinema salonlarındaki seyirci başarısında (1 milyon 250 bin 767 kişi) en büyük payın yönetmenine ait olduğunu söylemişti…Bu “Yol”un başarılarını tümüyle senaryo yazarı, kurgucusu ve yapımcısı Yılmaz Güney’e maledenleri fazlasıyla (çok ama çok) kızdırmıştı.

Oya Beygo
Yusuf Kurçenli’nin “Ölmez Ağacı” (1984) filminin değerli yapımcısı Oya Beygo da (1944-1993) çok vakitsiz, çok erken ölümüyle Türk filmciliği için çok büyük bir kayıp olmuştu…Oya Hanımı tanıyanların bu seçkin, zarif, kibar ve iyi yetiştirilmiş hanımı sevmemesi, aramaması mümkün değildi /değildir…

“Ölmez Ağacı”nın senaryo yazarları arasında Yusuf Kurçenli, Bülent Oran ve Ayşe Şasa’ydı; bu vesileyle yoğun bakımdaki Ayşe Şasa’ya acil şifalar dilerim…

Ana Sayfa | Film Arşivi | Gelecek Program | Haberler | Gişe Raporu | Köşe Yazıları
© Antrakt Sinema Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır