Bu sayfada yeralan verilerin tamamı özgün içeriktir. Antrakt Sinema’dan izin almadan tamamı ya da parçası kopyalanamaz, kullanılamaz.

 

Nefret ve sevgi arasında

Oğuz Albayrak Yazıları

Son yıllarda olanı değil belli bir düşünceye bağlı olarak olması gerekeni göstermeyi adet edinen medyanın farklı dönemlerde pek çok farklı eleştiri okunun hedefi olduğunu bilmekteyiz. Otokontrolün çığırından çıkması daha fazla reyting için nerelere gidilebileceğinin örneğini evvelden sıkça gördük. Bu yılın tartışmasız en iyilerinden biri olan “Gece Vurgunu” uzun yıllardır tartışılan ama doğrusu bulunamayan bu sınırlar üzerine incelikli bir yapım.

Sinemacı bir ailenin bireyi olan Dan Gilroy “Bourne’un Mirası”, “Çelik Yumruklar”, “Düşüş” gibi filmlerin altında senaryo yazarı olarak imzası olan bir isim. Senaryo yazan ya da oynayan her Hollywood emektarı gibi o da artık bir tık fazlasını yapmak istemiş olacak ki en son çalışması olan “Gece Vurgunu”nun senaryosunu peliküle aktarmayı bizzat tercih etmiş. Oldukça da iyi bir tercih olduğunu söyleyerek başlayalım. Sosyal anlamda başarılı ilişkiler kuramamış ve belki de bu yüzden biraz arıza olduğunu daha filmin en başında açık eden Louis, tesadüf eseri denk geldiği bir kaza esnasında kazayı görüntüleyip televizyonlara satan bir ekibe denk gelince hayatının dönüm noktasını yaşıyor ve kendine bambaşka bir yol çiziyor. Bu noktadan itibaren filmin yönü de değişiyor ve gerilimden ziyade medya eleştirisine dönüşüyor yavaş yavaş. Filmin yaşadığı bu evrimin başarısında kendi yazdığı hikâyeyi anlatıyor olmanın etkisi büyük.

Filmin önemli yüzdesi başroldeki Jake Gyllenhaal’a emanet ve Gyllenhaal da üzerine düşen vazifeyi o kadar başarılı bir şekilde yapıyor ki yeri geliyor kendisini bir kaşık suda boğmak istiyorsunuz ama yalnızlığını düşününce de acıma hissi ile zaman zaman ikilemde kalıyorsunuz. Başrole eşlik eden yardımcı rollerdeki Hollywood’daki birçok aktrise oranla her zaman çok karizmatik ve çekici bulduğum Rene Russo ve Riz Ahmed’in de Jake Gyllenhaal’a eşlik eden son derece üstün oyunculukları mevcut. Bu iki ismin de katkısıyla son derece sıkıcı olabilecek bir film sizi alıp götüren ve kopmanıza bir dakika dahi müsaade etmeyen bir yapıya kavuşuyor. Akrabalık bağları bulunan yapımlarla kurduğu mesafeli ilişki ve kimi zaman onları da aşan bir mübalağa ile “Gece Vurgunu”, eleştiri oklarının hedefinde bulunan medyanın insan malzemesini nasıl bir metaya çok rahat dönüştürdüğünü gözümüze sokuyor.  Los Angeles gibi dünyanın göz önünde olan (veya A.B.D’nin herhangi başka bir yeri) bir şehirde hep güvenli olarak düşünülen banliyölerdeki yaşamın göründüğünden farklı ve güvenilmez olduğu mesajıyla birlikte “Gece Vurgunu” 2014 içinde izleyeceğiniz en iyi filmlerden biri.

Görüntü yönetiminden müziklerine, oyunculuklarından diyaloglarına aksayan tek bir tarafı olmadığı gibi türler arası geçişleri ve bir araya getirişi de oldukça başarılı yapıyor ve salonda oturduğunuz koltukta sizi kendine bağlayıp onu bırakıp gitmenize müsaade etmiyor. Ödül sezonundaki performansı nasıl olacak bilinmez ama Gyllenhaal, Russo ve Ahmed’in bence şu anda adı geçen isimlerin yanına eklenmesinde hiçbir sakınca bulunmamakta.

» Gece Vurgunu film sayfası

Ana Sayfa | Film Arşivi | Gelecek Program | Haberler | Gişe Raporu | Köşe Yazıları
© Antrakt Sinema Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır