Bu sayfada yeralan verilerin tamamı özgün içeriktir. Antrakt Sinema’dan izin almadan tamamı ya da parçası kopyalanamaz, kullanılamaz.

 

'Sıfır Teorisi' ya da kaos kuramı

Başak Tuncel Yazıları

Toplumsal olarak üretilmiş rasyonel ve hiyerarşik ihtiyaçlar sisteminde tüketici tek tek nesnelere değil, mal ve hizmetler sistemini bütünüyle satın almaya yönlendirilir; bu süreçte bir yandan kendini toplumsal olarak diğerlerinden ayırt ettiğine inanırken, bir yandan da tüketim toplumuyla bütünleşir. Dolayısıyla tüketmek birey için bir zorunluğa dönüşür. Çünkü temel toplumsal etkinlik ve bütünleşme biçimi, geçerli ahlâk, tüketim etkinliğinin ta kendisidir. Jean Baudrillard

“Tipografi: Matbaada kullanılan her türlü hurufat(Harf, rakam ve işaretler…) ile yapılan düzenlemelerdir. Yazı matbaadan ayrı düşünülemez. Yazı kelimesi geleneksel yazmak ve basmak eylemiyle birlikte düşünülmeli. Tipografi standart harf ve bunların yatay ve dikey düzenlemesi ilişkileri ile iki boyutlu mekanik harfler veya el yazması (Kaligrafi.) düzenlemeleri kapsar. Tipografik düzenlemelerde sıradan yaklaşımların ötesinde farklı bloklama düzenleri ilgi çekicidir. Büyük – küçük harf ilişkisi, iki farklı font (Yazı karakteri.) kullanımı ile dinamik tasarımlar elde edilebilir.

Üç yüzyıl önce basit grafik işaretlerin seslerin karşılığı olarak kullanılması bir devrim olarak nitelenebilir ki bu Mısır ve Sümerlerin kullandığı piktografik (Resim yazı.) sistemden birçok karakteri içeriyordu. Bu gelişme harf formunun bugünkü biçimini almasında önemli rol oynamıştır.”
Bu tipografi tanımı Semra Çevik’in hazırladığı Grafikerin Köşe Taşı kitabından alıntıdır.

Tipografinin filmle ne gibi bir bağlantısı olabilir diye düşünebilirsiniz fakat film tipografi ve Ortaçağ mimarisi üzerine kurulmuştur. Filmde yer verilen göndermelerin geçmiş, gelecek, şimdi gibi zamansal uzantılar süsken, filmin temelini tipografi ve mimari oluşturur.

McLuhan’ın dediği gibi “Tipografi yalnız bir teknoloji değil, tıpkı pamuk ya da kereste ya da radyo gibi, kendi içinde bir doğal kaynak ya da temel üründür ve bütün temel ürünler gibi, yalnız kişisel duyu organlarına değil, aynı zamanda komünal karşılıklı bağımlılık modellerine de şekil verir. Tipografi kendi karakterini, dillerin düzenlenmesi ve sabitleştirilmesine kadar yaydı. Tipografik insanın yeni zaman anlayışı sinematik, resimsel ve diziseldir. Tipografik insan, matbaa teknolojisinin biçimlenişini ifade edebilir ama onları okuma konusunda çaresizdir. Kafa ile yürek arasında matbaanın yol açtığı ayrım, Avrupa’yı Machiavelli’den günümüze değin etkilemiş bir travmadır. Makyavelci zihniyet ile tüccar zihniyeti, her şeyi yöneten bölünmenin gücüne – iktidar ve ahlak ikilemine ve para ve ahlak ikilemine olan yalın inançlarında bütünüyle aynıdır. Dantzig, yeni harf teknolojisinin yarattığı ihtiyaçları karşılamak üzere neden sayı dilinin genişletilmek zorunda olduğunu açıklar.

Sayılar Öklitçi uzayı istila ettiği zaman Grekler dillerin karışıklığı ile nasıl başa çıktılar? Sanat ile bilim arasında on altıncı yüzyıldaki büyük boşanma, hızlandırılmış hesaplama araçlarıyla ortaya çıktı. Matbaa, Latincenin sonunda ortadan kalmasına neden olacak şekilde arındırılmasına yol açtı.”

Matbaanın Latince üzerindeki etkisi gibi teknolojik ilerleme yeni bir kültürün oluşumuna neden oldu. İnternet çağı ya da bilişim çağı, yerleşik tipografiyi önce kendi sistemine göre yıktı ve yerine sayısal kod sistemini koydu. Alfabetik ve elektronik kodlar Gutenberg çağını ya da Marconi çağını da aştığımızı gösteriyor. İnternet ve sörf çılgınlığının alabileceği son hal filmde özellikle ucuzlatılmış bir halde gözümüze sokuluyor. Özellikle ucuzlatılmış çünkü film zaten kalitesizlik, ucuzlatılmışlık gibi kavramların çevresinde dolaşıyor dolayısıyla ne kadar estetik olursa olsun, filmin görüntüsü “ucuz” imajını oldukça kusursuz yansıtıyor.

Açılışta mekanik ekranlardan şöyle cümleler duyarız: “Günaydın iyi günler efendim. Yaşam tarzınıza çok önem veriyoruz, rüyalarınız bizim rüyalarımız. İşte bu yüzden diyoruz ki asla yeter demeyin.”

Rüyalarımızın bile başkalarına ait olduğu bir evrende yaşıyoruz. Bunu hepimiz hayatımızda en az bir kez aklımızdan geçirmişizdir. Ve ekranlar konuşmaya devam ediyor.

“Herkes köşeyi dönüyor. Sizin dışınızda. “Everyone is getting rich except you.” onların başarılarının sırları bu akşam… TV’de.” Bu da hepimizin aklından geçmiştir. Ve ekranlar konuşmaya devam ediyor.

“Budizm’den sıkıldınız mı Scientology’den gına mı geldi. O zaman aradığınız cevap burada. Kurtarıcı yarasa adam kilisesinde -Batman the redeemer needs you

Batman’in popüler olmasının altında yatan sebep diğerlerinin aklımızdan en bir kez geçmesiyle aynı şey: Kitlesel bilinçaltı. Kitlesel bilinçaltında zaman ve mekân yoktur sadece toplu bilinçaltına yerleşmiş genetik köklerde bulunan göreceli fakat çoğunluğa göre aynı gerçekler vardır. Kurtarıcı figürü bütün insanların genetik kodlarında vardır. Bu arketipsel karakterlerden sadece biridir.

Ve ekranlar konuşmaya devam eder.

“Gelecek geldi ve geçti siz neredeydiniz? Gelecek sefer kaçırmayın. 8973434 ü arayın.”

Evet, filmin görüldüğü gibi gelecekle hiçbir ilgisi yoktur. Sanıldığı gibi gelecekçi bir filmde değildir aksine fütürizmi yeren ve yok eden bir filmdir. Bunu şu örnekle açıklamaya çalışacağım. Sant’Elia fütürizmin oluşumuna düşünsel ve yaratımsal olarak büyük katkıları olan bir mimardı. Ona göre şehir fütürist hayatın dinamizmin gelişip yansıdığı bir arka ekran bir mizansen olmuştu. Mimarlık geçmişte kalmış yapı eserlerine bağlı olmamalıydı. Fakat filmde ana karakterimiz Ortaçağdan kalma izlenimi veren metruk bir kilisede yaşar. Orası onun evidir ve bu tamamen fütürizmin reddidir. Çevrenin genel manzarası tüketicilere yönelik üretilmiş, tüketilmiş, buruşturulmuş ve geri dönüşüm kutusuna fırlatılmış boş bir ambalajı andırır.

Ve ekranlar konuşmaya devam eder.

“Zenginlik kimse için yeterli değildir.”

Mancom da zaten bu yüzden yok mu? Zenginliğin hiç kimse için yeterli olmadığını söyleyen ekranlar Mancom’a muhtaçlığı dayatır. Mancom nedir? Kaosu savunan, kaosun para getirdiğini savunan, kaosu para getirdiği için savunan Mancom… Mancom is watching… Big brother is watching you!

Ve ekranlar konuşmaya devam eder.

“Sonbahar satışları başladı. Her şey sudan ucuz seçilmiş ürünlerde yüzde elliye varan kampanyalar…”

Evet, günümüzde de geçmişte ve gelecekte de her şey sudan ucuz. Bu zamansal bir problem değildir hatta tamamen zamanın göreceliliğine ayna tutar, aynadaki kara delikle... Ölüm varken hiçlik diye bir şey yoktur çünkü ateizmin de eleştirisidir. Fraktal geometri ya da borsa ya da Pisagor’cu zihniyet buna sayısal sistemli bir açıklama getirmeye çalışır. Film boyunca ana karakter de bunun uğruna savaş verir, fakat başaramaz. Aynanın önündeki kara delikle baş başadır. Aynadan geçer, kara deliğe sürüklenen tanıdığı bütün yüzler zihin haritasında güneşli kayısı renginde bir sahilde cennet imgesi ve yanında onu sadece o olduğu için çağıran bir kadının yüzü de savrulan fotoğrafların arasındadır. Seslerin uzayda biriktiğini söylemeye gerek yok sanırım.

Söz uçmaz. Yazı kalmaz. Ama o güneş batar.

Ses baki kalır. Duyu organlarımızda bir değişme olmadıkça, mutasyonun bile bir anlamı yoktur.

Ve ekran konuşmaya devam eder.

“Kafa karıştıran kaotik bir dünyada yaşıyoruz. Seçeneklerimiz çok fazla zamanımız çok kısıtlı. Neye ihtiyacımız var. Kimi seviyoruz. Nelerden hoşlanıyoruz. Mancom. Hayattaki en güzel şeylere anlam kazandırır.

-Everything is under control-.”

Son olarak kameraları sökmek isterken evinde İsa heykelinin altında kalan ana karakterimiz bana Papa II. Jean Paul’u üzerine meteor düşmüş olarak tasvir eden Maurizio Cattelan’ı hatırattı. Bunu din eleştirisi olarak dar açıdan değerlendirmek istemiyorum; çünkü bu aslında kurtarıcı arketipine saldırıdır. Batman’a saldırıdır. Matrix filmindeki Neo’ya saldırıdır.

“Tipografik mantık,  bütünsel, yani sezgisel ve irrasyonel insan tipi olarak, dışarıda kalan, yabancılaşmış insanı yarattı.” McLuhan

Kapanış için Radiohead- Creep dinleyiniz; kulaklarınızın, kalbinizin pasının silinmesi, duyu organlarının yerini alan şişmiş balon egoların inmesi ya da patlaması için bire’bir. Ya da yerine Camus’nun Yabancı’sını da okuyabilirsiniz. Bunları da çoğumuz hayatımız da en az bir kez yaptık değil mi?

» Sıfır Teorisi film sayfası

Ana Sayfa | Film Arşivi | Gelecek Program | Haberler | Gişe Raporu | Köşe Yazıları
© Antrakt Sinema Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır