Bu sayfada yeralan verilerin tamamı özgün içeriktir. Antrakt Sinema’dan izin almadan tamamı ya da parçası kopyalanamaz, kullanılamaz.

 

Twelve Monkeys - On İki Maymun

Başak Tuncel Yazıları

Hey! Zamanda yolculuk ediyoruz, katılmak isteyen; kendi adını yüksek sesle gökyüzüne haykırsın.

Kâğıtlar olmadan önce duvarlar vardı; insan kendi zihin haritasını görmek istiyordu. Duvarlara resim çizmekle başladı her şey. Yazı, resim, sanat… Ve uçak hızıyla günümüzde kavramsal sanat hava alanına indik. Burada bizi grafiti bekliyordu. Zamanın intikamını almak ister gibi. Grafiti denildiğinde aklınıza ne geliyor?  Yazı, resim, kavram, mesaj, ileti, duvarlar ya da sokaklar?

Sokak denildiği zaman aklınıza sadece sokaklar mı geliyor, duvarlar ve sokakların kesişme noktalarında bağımsızlık, özgürlük, hürriyet, istiklal gibi kelimeler kodlanmış olamaz mı? Sokaklar; duvarların ve engelsiz yürüyüşlerin sokakları… Zihin nerede bir boşluğa yönelse Sol Lewitt’in yapılarına denk. Siyah ya da beyaz gibi ortası griden muzdarip. Zihin boşluklardan muzdarip. Akıl melankoliden. Melankoli çok gülme hastalığından muzdarip. Yani her şey birbirinden muzdarip bu evren denilen dar oyun alanında ve çarpışan arabalar gibi kimliklerimiz. Her kazada daha da güçleniyor, hayata daha sıkı sarılıyor ve her çarpışmada hayatta kalıyoruz. Yaralanıyoruz. Birbirimizden sorumlu değilmişiz gibi davranıyoruz. Birbirimize zincirin halkaları gibi bağlıyken üstelik. En zayıf halkayı koparıp atmaya bakıyoruz, bu sizce de “Açlık Oyunları” değil mi? Her birimiz birer küçük Alaycı Kuş? Medyanın yönettiği kapital. Öyleyse dert ortaklığıyla sanat olmaz. Mecnunların sanatına (Ham Sanat) gelelim; 12 Maymun’a.

On iki maymundan önce üç maymuna da değinelim. Maymunlar evrim teorisinin bilindiği gibi baş aktörleridir. Evrim başında sadece bir ‘d’ harfi ile devrimden ayrılır. Aralarında benzerlikler olduğu gibi eş düzeyde işlerler: Yenilik başlığı altında. Kökleşmiş, kemikleşmiş ama yanlış ve mantıksız olanı yıkmak başlığı altında. Primatlar grubundan 12 kayıp maymun kabilesi herkese farklı bir şeyleri çağrıştıracaktır. Neden 12? Belki de Terry Gilliam, 12 oğuldan doğan nesil; İsrailoğullarını düşünmüştür. Yine de görmedim, duymadım, bilmiyorum oynayabiliriz.

Yer altına doğru inelim. “Bazı şeyleri görünür kılmak için saklamak gerekir.” İletişimsel eylem nedir? Grafitiyle bunu bağdaştırabilir miyiz? Yer altının Habermas’ın ‘Kamusal Alan’ kavramıyla ne gibi bir ilgisi olabilir?  

ÖZGÜRLÜK!

Aydınlanma; halka ait boş alanlarda vuku bulmuştur. (Kamusal Alan ya da Agora) Fikirler, eşitlik, adalet, insan hakları, insani yaşam özgürlüğü bu çemberde ivme kazanmış ama yerinde saymıştır. Halka ait bu boş alan oldukça ya da gerçekte olmamasına rağmen zihinde tasarlandığı müddetçe insan varoluş mücadelesinde yani hayatta kalma savaşında, hayatta kalma oyununda kendine bir sığınak bulabilecektir. Demokrasi kavramının özü budur. Demokrasi aydınlanma kavramından ayrı düşünülemez, düşünülmemelidir: Aydınlanma ise ‘Kamusal Alan’dan.

Grafitinin kamusal alanla ilişkisine gelelim. Grafitilerin her biri bir başkaldırıdır. Kamusal alanı işgal ettikleri düşünüldüğü için de grafiti iktidar tarafından yasaklanan bir sanattır. Kamusal alan devletin malı değildir. Halka aittir. Buna karşın grafiticiler şifreler üzerinden anlaşırlar. İstila sokaklarda başlar. Bu ayrıca sınıf mücadelesinin de dışa vurumudur.  James Cole (Bruce Willis) gelecekten geçmişe insanlığın sonunu getirecek bir virüsün yayılmasını önlemek için seçilmiş kişidir. Gelecekten, akıl hastanesine: geçmişe, 1990 yılına gönderilir. Geçmiş, gerçekte de evet tam bir akıl hastanesidir. Bütün insanlık geçmişinden sıyrılmadıkça delilik üretecektir. Mantıksızlık ve kirlilik sürecektir. James Cole geçmişten ya da akıl hastanesinden kurtulduğunda aradığı şeyi grafiti yazılarıyla bulmaya çalışır. Aradığı 12 Maymun yazısını duvarda şifreli üstü örtük bir halde bulur. Bulur bulmasına da zamanda yolculuk sürmektedir. Günümüzü, geçmişin tozlu film kasetlerinde ararız. Tam bir ironi. Grafiti kimliği belirsiz kişilerce çizilmiş duvar yazı-resimleriyken farklı bir anlama bürünür. Ruhban sınıfının geçmişte okuma-yazma bilmeyen toplumu eğitmek amacıyla dini bilgileri resimlerle ikonlarla aktarma ereği gibi.  Grafiti de halkın dilini, mevcut sisteme karşı sokağın dilini temsil eder. Grafitilerin sonu sistem tarafından sanatçılar ehlileştirilerek getirilmiştir. 80’lerde bu şekilde grafiti sanatının önlemi alınmıştır. Artık sistem için çalışan grafitiler üretilmektedir. Buna karşın zamanda yolculuk sürmektedir. BANKSY günümüzde mevcut sistem eleştirisini kimliği belirsiz bir şekilde ifa etmektedir. Karşı konulmaz bir şekilde insanların onun duvar resimlerine rağbeti sürmektedir.

James Cole için diyorlar ki çocukluğuna geri dönüp kendi ölümünü izlemiş bir vizyonerdi. Vizyon için belirli bir yıl vermek gerekir mi? Fiziksel evreni oluşturan dinamikler madde, enerji, zaman, mekân ile belirlenmiştir. Ama unuttuğunuz bir şey var yukarıda anlattığım şeylerin hepsi önce bir tasarıydı. Zihin ve ruhun eseri olan tasarılar… Ve dünyayı etkilediler. Zaten amaçta budur. Ne kadar etki o kadar yükseliş. Ne kadar çok etki o kadar çok hayatta kalma potansiyeli. Dünyayı etkileyecek virüslere karşı önlem, insan zihninin haritasında deliliğin yok edildiği bir mantık yolculuğudur.

Erasmus’un Deliliğe Övgü eserinden alıntıyla sessizliğin operasına yol alıyorum.

“Bir ahmağın dilinden beklenmedik olağanüstü laflar döküldüğü sıkça görülmüştür. Yoksa bu laf hatun kısmı için geçerli değil midir sanırsınız? Ve şimdi -bu apaçık görülüyor. – Son sözü beklediğinizi görüyorum. Ama eğer bunca lakırdıyı düşünüp de ortaya döktüğümü ve bunca gevezeliğin ardından neler söylediğimi hatırlayacağımı zannediyorsanız aklınıza şaşarım. Bunca lakırdıyı düşünüp de ortaya döken ben değil miydim? Eski ama eskimemiş bir söz var ya: Hafızası kuvvetli meyhane arkadaşından nefret ederim.  İşte ben onu hafızası kuvvetli dinleyiciden nefret ederim diye değiştirmek isterim.  Tanrının inayeti üzerinize olsun, alkışlarınızı esirgemeyin, huzur içinde yaşayın ve için. Ey Moria’nın muhterem havarileri.”
 

DADA

Soy kabuğunu kırılmadan yumuşat

Her merhaba içinde elveda taşır

Soy ruhunu evrene karış

Bunun fotoğrafı olmayacak

Başak Tuncel - Şubat 2016

Ana Sayfa | Film Arşivi | Gelecek Program | Haberler | Gişe Raporu | Köşe Yazıları
© Antrakt Sinema Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır