Bu sayfada yeralan verilerin tamamı özgün içeriktir. Antrakt Sinema’dan izin almadan tamamı ya da parçası kopyalanamaz, kullanılamaz.

Fransa’daki sinema dışı mecralar için detaylı gösterim şemasından bir kesit

Avrupa Görsel İşitsel Gözlem Evi’nin (European Audivisual Observatory) North America - Kuzey Amerika, Southest Asia – Güney Asya, Middle East – Orta Doğu, Latin America – Güney Amerika, Avustralya ve Yeni Zelanda, Çin Halk Cumhuriyeti ve Japonya, India –

 

Gişelerde toparlanma çabası ve Avrupa’nın sinema dışı içerik gösterim regülasyonları

Deniz Yavuz Yazıları

Türkiye sinema gişelerindeki sinema bileti satış adetleri düşüşünü sürdürüyor. 2018 yılının 38 haftalık diliminde 45,6 milyonluk bilet satışını yakalayan gösterim filmleri 2019’da aynı süre sonunda 34,7 milyona ancak ulaşabildi. İçinde bulunduğumuz haftanın perşembe günü sonunda tamamlanacak olan 39. haftada da bir önceki yılın aynı dönemine göre düşüş devam ediyor. Geçen yılın ilk üç çeyreklik dilimine göre oluşan 11 milyonluk olumsuz yöndeki düşüşün kaynağı olan filmlere bakıldığında ortaya çıkan kaybın ‘Türkiye yapımlarına satılan - satılmayan biletlerden sebep’ olduğunu gözlemliyoruz. Vizyona çıkarılan yeni film sayısı hemen hemen aynı olmasına rağmen 2019’da ortaya çıkan kaybın -sebeplerini sinema yaşamının dinamikleri, akademisyenler ve toplum bilimciler tartışa dursun- yılın son çeyreğinde gösterime girecek filmlerle toplamda kaç adetlik bir satışa ulaşılacağı merak konusu.

2018 yılının son 14 haftasında (ekim – aralık dönemi) 24,6 milyon bilet satışı gerçekleşmiş bu satışın 18,7 milyon adedi Türkiye yapımı filmlere yapılmıştı. Toplam filmler bazında hafta başına 1,7 milyon, yerli yapımlar bazında ise 1,3 milyonluk bir satış ortalaması anlamına gelen bu toplamlar 2019 yılının beklentilerine uyarlandığında, aynı ortalamaların yakalanması halinde, gişelerde, yıl sonunda 60 milyonluk bir satışta kalınmış olacak. 2018 yılındaki toplam bilet satışının yakalanabilmesi için ise 2019’un son çeyreğinde sinema gişelerinin toplamda 36 milyonluk bir satışın elde edilmesi gerekiyor.

Son çeyrekte gösterim takviminde yer alan filmler ile 36 milyonluk bir satış yakalanabilecek mi? Kalan 14 haftalık dilimde hafta başına 2,6 milyonluk bilet satışı ortalaması gerçekleşebilecek mi?  ‘Kral Şakir 2’, ‘7. Koğuştaki Mucize’, ‘Kara Komik Filmler’, ‘Cinayet Süsü’, ‘Recep İvedik 6’, ‘Naim Süleymanoğlu: Türk Herkül’, ‘Mucize 2’ takvimdeki yüksek satış beklentisi olan 7 film. Sadece bu filmlerin performansları açısından hesaplandığında bile her filmin 5 milyon barajını geçmesi gerekiyor. Gişe beklentisi yüksek bu 7 yapımın dışında takvimin diğer yerli filmleriyle birlikte, Joker ve Terminator’ün katkılarıyla bu yıl en azından 65 milyon barajının geçilmesi çok önemli bir direnç göstergesi olacaktır.

Sinema gişeleri dolayısıyla sinema izleyicisi neye karşı bir direnç gösteriyor ya da ne oldu da 2019’da, geçmişinde yüksek gişe gelirlerine imza atmış iddialı Türkiye yapımlarının olduğu bir takvim yılında 60 - 65 milyon satışı bekler olduk?...

  • Filmlerin içerikleri birbirini tekrarlar oldu. Sinema dışı kanallarda (televizyon, internet mecraları) kolaylıkla ulaşılabilen içerikler doğal olarak sinema için bir ayrıcalık olmaktan çıktı. Aynı konuların başlıkları değiştirilerek servis edilmesi, furya sinemacılığının örnekleri korku ve komediler (avantür) bilet alan tüketicide ‘bir daha sinemaya gitmeme’ algısı yerleştirdi. En azından uzun bir süre! Yetişkinler için bu tür filmler bir olumsuzluk vesilesi olurken çocuk sinemaseverleri de ‘gişeye kadar’ kandırmaya yönelik, uzun metrajlı sinema filmi niteliğinde olmayan yapımlar bu olumsuz algının etkisini daha geniş bir yaş aralığına yaydı.
     
  • Hali hazırda ülkenin olumsuz seyreden ekonomik yapısı, yaşam standartları ve toplumsal – siyasal huzursuzluklara ek olarak sinema bileti fiyatlarının 11-12 TL. ortalamasından 16-17 TL.’ye yükselmesi özellikle B ve C gelir düzeyinde olan ve sinema tüketicisinin büyük çoğunluğunu oluşturan kesimin salonlardan uzaklaşmasına sebep oldu.
     
  • Film yapımcıları ile sinema işletmecileri arasında ortaya çıkan anlaşmazlıklar sebebiyle kanun koyucu devre girdi. Buradan hareketle yapılan düzenlemeler sinema ortamına ait -hem ticari açıdan hem de seyirci-sinemacı arasındaki doğal iletişim açısından- alışkanlıkların ortadan kalkmasına sebep oldu. Kampanyalardan, filmlerin seyircisiyle buluşma zamanlarına, sansürden vergilendirmelere dek bir çok baskı yaratan düzenleme, potansiyel sinema izleyicisinde kayıp ve başka mecralara yönelme gibi yan etkilere yol açtı.

Yukarıdaki ve onlara benzeyen bazı sebeplerden ötürü Türkiye sinema gişeleri 60 milyon barajını geçmek için büyük bir mücadele içerisinde. Sinema işletmeleri 4 ekimden itibaren (40. gösterim haftası) satışlarda kayda değer artışların olmasını bekliyor. İlk hedef, lokomotif 7 sinema filmine eklenecek yapımlarla 14 hafta sonunda 25 milyondan fazla bileti satmak ardından da haftalık 2,6 milyon satış ortalaması ile yıl sonunda 2018’in satış toplamına eşitlenmek.

Gişelerde süre gelen bu toparlanma çabasının olumlu sonuç vermesi sinema yaşamı ve ekonomisi içinde yer alan herkes için önemli. Genel olarak sinema izleyicisinin salonlarda uzaklaşmaması için, bu ekonomiyi oluşturan bütün paydaşların şapkayı önüne koyarak düşünmesi gerekiyor. Ufuktaki daha doğrusu yakın gelecekteki en büyük meselenin sinema dışındaki içerik gösterim alanlarında yapılacak yerel düzenlemeler ve alınacak önlemler. Bir çok ‘sakat doğan’ maddelerine rağmen ocak 2019’da sinema yaşamına giren yasa vesilesiyle bu alanda da sinemayı koruyacak, onu daha nitelikli, eşsiz bir mecra olarak kılmak için bir dizi çalışma yapılması mümkün.

Yapılan bir araştırmaya göre abonelik şartlı video sunum sitelerinin 2024 yılında, dünya çapında 947 milyonluk toplam bir kullanıcısı olması bekleniyor. Bu sayı bugün için 500 milyon. Beş yıllık gelecekte bu uygulamaların abone sayılarında %86’lık bir artış bekleniyor. 2024’te 220 milyondan fazla aboneye ulaşması beklenen Netflix’in gelecekteki durumu için başka kaynaklar ise olumsuz yönde görüş belirtiyor. Disney+ gibi oyuncuların özellikle kendi içeriklerini aynı mecralarda kullanıcıya sunacak olması Netflix’in içerik gücünü aşağı yönde etkileyecek gibi.

Türkiye’de yapım şirketlerinin ve yapımcıların sinema gösterimlerinden en yüksek geliri elde etmeleri için rekabetteki diğer mecralarla arasına standart bir mesafe koyması ise adeta şart. Dünya genelinde bir filminin sinema dışı mecralarda gösterilebilmesi için ortalama 12 haftalık bir süre geçmesi gerekiyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde 2012 yılında 17 hafta olan bu süre 2018 yılında 12 hafta olarak uygulanıyor. Avrupa Birliği’nin üye ülkelerinin sinema dışı mecralarda gösterim süresi 19 hafta. Bu oran birliğe üye olmayan ülkelerde de aynı. Birleşik Krallık ve İngiltere’de yazılı bir kanun olmamakla beraber sinema filmlerinin diğer mecralarda gösterimi için 17 haftalık bir süre geçmesi bekleniyor. Aksi hallerde (daha düşük) sinema işletmeleri filmleri göstermeyi tercih etmiyor. Netflix’in Roma için İngiltere’de istediği 3 haftalık süreyi duyan işletmeler bu filmi oynamayı reddetmişti. Almanya 6 aylık güvenli bir sinema gösterimi alanı bulunuyor. Devlet destekli filmler için ya da bazı yerel durumlarda süre kısaltılabiliyor olsa da Almanya sinema dışı mecralar için 24 haftalık bir süreyi net olarak ortaya koyuyor. Herhangi bir kanunun olmadığı diğer ülke İspanya. İspanya’da sinema gösterimleri için en az 112 günlük bir pencere kullanılıyor. 16 haftaya tekabül eden bu süre sonunda İspanya’da filmler diğer mecralara geçiş yapabiliyor. Fransa sinema dışı mecralardaki gösterim regülasyonlarının en detaylı olduğu Avrupa ülkesi. Temel olarak ‘film’ olarak nitelik kazanan her eser en az 4 aylık bir sinema gösterimi sürecini yaşaması gerekiyor. Filmlerin bu sürede sattığı biletlere göre, sinema dışı mecraların türlerine göre uzayan süreler mevcut. Rusya’da bir yasa yok fakat bu ülkede de yapımcılar ile stüdyoların detaylı uygulamaları mevcut. Büyük gişe beklentili, majör filmler için 2 ila 6 aylık bir süre uygulanıyor. Disney, Rusya için en az altı ay gösterimde kalma şartı istiyor.

Türkiye’de aynı regülasyonlar yönetmelikler ile yapılacak. Özellikle sunulan içeriklerin benzeşmesi sinema algısına güç kaybettirse de piyasayı oluşturan paydaşların yasaya ait yönetmeliklerle sinema penceresini güvence altına alması şart. Hollywood’un büyük film yapım stüdyoları her gün piyasaya sürdükleri görsel ve işitsel efektlerle ürünlerini dünya çapında uzun ömürlü kılmaya çalışıyor. Bugün için Türkiye film piyasasının benzer içeriği üretmesi malesef söz konu değil. Nitelikli ve zorlukla tamamlanan prodüksiyonların ise sinema gösterimi penceresinin çok iyi korunması gerekiyor. Türkiye’nin yıllık verileri, sinema ekonomisi ve filmlerin prodüksiyon maliyetleri göz önünde bulundurulduğunda bu pencerenin en az 12 hafta / 3 ay olması uygun gibi duruyor. Pek tabi ki Almanya’da olduğu gibi düşük bütçeli, destekli filmlerde ya da Fransa’da olduğu gibi bilet satışı belirli bir seviyenin altında olan yapımlar için bu süre ek bir madde ile düşürülebilir. 

Ana Sayfa | Film Arşivi | Gelecek Program | Haberler | Gişe Raporu | Köşe Yazıları
© Antrakt Sinema Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır